Masal Tadında Bir Roman: Paulo Coelho'dan Simyacı

Ne zaman okuduğumu hatırlamıyorum ama yıllar önceydi. Yine ödev olarak verilmiş ve okunması zorunlu kitaplardandı. Zaten eğitim sistemimiz nedeniyle hep öyle olmaz mı... O zamanlar nedense dili bana ağır gelmiş, okurken fenalık geçirmiş ve ödevi veren hocaya bayağı saydırmıştım. Ancak okuduktan sonra beni etkilemeyi de başarmıştı ne yalan söyleyeyim. Sanırım benim jenerasyonumun çoğunun ödev niyetiyle okuduğu ama okuduktan sonra fazlasıyla "büyülendiği" bir kitap Simyacı.

simyaci-paulo-coelho
Simyacı, Paulo Coelho, Can Yayınları, 182 s., 121. Basım, Kasım 2012, 
15 TL. (2016: 17 TL) Çeviri: Özdemir İnce Kapak Tasarımı: Ayşe Çelem Design

"Delikanlının adı Santiago idi." Brezilyalı yazar Paulo Coelho tarafından yazılan Simyacı, romandan çok bir masal aslında. Yıllar yılı birçok ülkede yayımlanması ve birçok dile çevrilmesi de bu masalsı özelliğinde gizli bana göre. Okur, başkahraman Santiago ile onun masalının içine girip bir yandan kendi kendisiyle yüzleşmesini gerçekleştirirken, diğer yandan kendi başarabileceklerinin önündeki engelleri de teker teker kaldırmaya başlıyor.

Simyacı, kısaca, Endülüslü çoban Santiago'nun düşünde -iki kere- gördüğü hazinesine kavuşmak için Mısır'a gidişini anlatıyor. Bizim Santiago gezme aşkıyla yanıp tutuşan bir delikanlı. Üzerine bir de düşünde hazine görünce, ben gidiyorum baba diyor. Bunun üzerine babası da ama tilkinin dönüp dolaşıp geleceği yer kürkçü dükkanıdır bunu unutma minvalinde bir konuşma yapıyor. Yani bak gör gene buraya döneceksin çocuğum diyerek gitmeden laf sokmayı da ihmal etmiyor. Santiago da "Behlül kaçar" diyerek babasının verdiği parayı vs. alıp yollara düşüyor ve böylelikle düşüne bir adım daha yaklaşmış oluyor. Zaten masalımız da bundan sonra başlıyor... Devamını anlatmıyorum, alın okuyun. Zaten kısa ve oldukça hızlı okunan bir kitap.

Santiago'nun amacına ulaşmak için çıktığı bu yolculukta pes ettiği zamanlar da olmuyor değil tabii. Sibel Alaş, "Adam" şarkısında ne diyor; "Düşündüm, düşümden ayrı kaldım ..." Santiago da zaman zaman bu yolculuğunda düşündeki hazineden ayrı kalıyor. Yani diyor ki, başlarım hazinesine, köyüme dönmek istiyorum ben. Bu noktalarda da yazar, okuyucunun gözüne mesajını sokuyor: Asla pes etme.
"Ama, daha küçüklüğünden itibaren dünyayı tanımayı hayal etmişti, Tanrıyı ya da insanın günahlarını öğrenmekten çok daha önemliydi böyle bir şey." s.23.
Her romanda olmuyor ama Simyacı'yı okurken Santiago'da zaman zaman kendimi buldum. "'Bir düşü gerçekleştirme olasılığı yaşamı ilginçleştiriyor,' diye düşündü, güneşin durumuna tekrar bakıp adımlarını hızlandırarak." s.27. Ben de hayalleri olan ve onları gerçekleştirme olasığını düşündükçe yaşama tutunmaya çalışan, milyonlarca insandan biriyim aslında. Ama Santiago'nun düşünü gerçekleştirme yolunda ilerleken başına gelenler ve yaşadıkları da kendi hayatımda yaşadıklarımın simgesel benzerleri aslında.
"Genç çoban, çocukken çingeneler tarafından kaçırılmaktan korkmuştu her zaman." s.28.
Belki komik gelecek ama benim de çocukken en büyük korkularımdan biri çingenelerin beni kaçırıp, sokaklarda dilendirmesiydi. İzlediğim bir haberden mi etkilendim nedir bilemiyorum tabii.

"Yüreğine, acı korkusunun, acının kendisinden de kötü bir şey olduğunu söyle." s.145.
"'Her arama anı, bir karşılaşma anıdır," dedi delikanlı yüreğine." s.145.
Yukarıdaki iki alıntıdan da anlıyoruz ki, korkmadan hayallerini gerçekleştirmek için çabala ve durmadan ilerle. Başına bu yolda her türlü şey gelebilir, başarısız olabilirsin ama bunların hiçbiri yola başlama korkusundan kötü şeyler değildir.
"'Bir şeyi gerçekten istediğin zaman, arzunu gerçekleştirmeni sağlamak için bütün evren işbirliği yapar,' demişti yaşlı kral." s.79.
"Çünkü insanlar resimlerin ve sözcüklerin büyüsüne kapılıp sonunda Evrenin Dili'ni unuturlar." s.105.
Evrenin işi gücü yok da seninle mi uğraşacak?

Aslında Simyacı, masalın yanı sıra bir nevi "Kişisel Gelişim Romanı". Bu nedenle zaman zaman bana fenalık geçirten noktalar da olmadı değil. Yani, Evren, çok istersen olur, önce kendine inan, her işte bir hayır vardır, sembollere dikkat et vs. gibi konular insanın Cem Yılmaz'ın da dediği gibi "Evrenin işi gücü yok da seninle mi uğraşacak?" diye düşünmesine neden oluyor.
"İster hayatımız, ister ekin tarlalarımız olsun, sahip olduğumuz şeyleri yitirmekten korkarız. Ama hayat hikâyemiz ile dünya tarihinin aynı El tarafından yazılmış olduğunu anladığımız zaman, bunu anlar anlamaz, bu korku uçup gider." s.92.
Pharrell Williams da Simyacı'yı hayatını değiştiren kitap olarak tanımlamış:

"Deveci yanlarından ayrılınca delikanlı İngiliz'e, 'Kervanlara daha çok dikkat etmelisiniz,' dedi. 'Dolambaçlı bir yol izliyorlar, ama hep aynı noktaya gidiyorlar.' 'Siz de dünya konusunda daha çok şey okumalısınız,' diye yanıtladı İngiliz. 'Kitaplar tıpkı kervanlara benzerler.'" s.94.
"Ulaşmaya layık olmadıklarını ya da ulaşamayacaklarını sandıkları için en büyük düşlerini gerçekleştirmekten korkarlar." s.145.
"En karanlık an, şafak sökmeden önceki andır." s. 147.
Paulo Coelho'nun en çok bilinen ve ona büyük ün getiren masal tadında romanı Simyacı, kişisel gelişim kitaplarına ve "Evrene mesaj gönder, o da sana para, başarı göndersin" olaylarına karşı önyargınız olsa bile okurken etkileneceğiniz ve sizi bir nebze de olsa harekete geçirmeye itmeye yetecek bir kitap.
Masal Tadında Bir Roman: Paulo Coelho'dan Simyacı Masal Tadında Bir Roman: Paulo Coelho'dan Simyacı Reviewed by Güven Turan on 18:30 Rating: 5

Hiç yorum yok: