Açlık | Knut Hamsun

knut-hamsun-aclik
Knut Hamsun, Açlık (Sult), Varlık Yayınları, 160 s., 14. Basım, İstanbul, 2005, 15 TL
Çeviren: Behçet Necatigil

"Yumruğunu yemedikçe kimsenin bırakıp gitmediği o garip şehir Kristania'da aç acına sürttüğüm günlerdeydi..." diye başlıyor Açlık.  Norveçli ünlü yazar Knut Hamsun'un en ünlü romanı olarak gösterilen Açlık, ilk sayfadan itibaren açlığın pençesinde sürünen bir yazarın mücadelesiyle sizi baş başa bırakıyor. İlk sayfalardan görüyoruz ki kahramanımız sobasız, kilitsiz bir odada yaşamakta. Bu oda öylesine kasvetli ve karamsar ki onu adeta bir tabuta benzetiyor. Ölmeyi bekliyormuş da bu oda onun tabutu olacakmış ya da canlı canlı gömülmüş de bir tabutta yaşıyormuş gibi...
"Kendi kendime er geç başaracaksın dedim hep." s.13.
Kahramanımız idealist bir yazar ve gazetelere yazılar yazarak geçimini sağlamaya çalışıyor. Ancak istediği başarıyı bir türlü yakalayamıyor. Bu nedenle yazılarını satamıyor ve böylece para da kazanamamış oluyor. Sonunda da en temel ihtiyaç olan beslenme ihtiyacından mahrum kalıyor. Tabii açlığın getirdiği diğer zorluklar da ona bağlı olarak baş göstermeye başlıyor; üşüme vb. Parasızlıkla birlikte barınma ihtiyacı da sıkıntıya girmeye başlıyor. 

Güven Turan (@benolmeden) tarafından paylaşılan bir fotoğraf ()

Açlık, elimde uzun süre sürünen romanlardan biriydi. Bendeki 2005 baskısı; yani kitap 10 yıldır benim elimdeymiş ama ben her okuma deneyimimde o ya da bu şekilde kitabı yarıda bırakmışım. Kısa bir kitap ama nedense uzun zamanda okudum. Okurken biraz boğan, nefessiz bırakan kitaplardan. Tabii bu da anlatımın güçlü olmasından kaynaklanan bir bunalım hali.
"Sonbahar, fanilik karnavalı ortasındaki mevsim. Güllerin kızartısı hastalıklıdır, kansız toprağın üstünde harikulade ve aldatıcı bir pembelik." s.30.
Açlık için yarı otobiyografik (belki de otobiyografik) bir roman denilebilir. Zira Knut Hamsun da kahramanımız gibi açlık çekmiş ve sefalet içinde yaşadığı günler olmuş. Belki de romanı bu kadar etkili kılan da Hamsun'un anlattıklarının birebir kendisi tarafından yaşanmış ve fazlasıyla gerçekçi olması olabilir. Yani kendisi, geçirdiği açlık, sefalet günlerini romanına oldukça iyi yansıtmış.

Tanrıyla Sık Sık Konuşma
"Nem eksikti benim? Tanrı beni mi göstermişti? Neden bir başkasını değil de beni? İlle gösterilecekse niçin Güney Amerika'da bir adam gösterilmiyordu? İşi kurcalayıp derin düşündüm mü aklım karışlıyor, Allahın hikmetine mihenk ve tecelli taşı olarak neden benim seçildiğimi bir türlü anlayamıyordum." s.22.
"Ve yukarda, gökte Tanrı oturuyor, beni göz altında bulunduruyor, göçüşümün konulu kurallara uygun, yavaş ve sürekli, zaaman ölçüsünü hiç bozmadan olacağını önceden biliyordu." s44. 
Kitabın geneli yansıtan cümle:
"Ama bu kalem için değişir iş, bu başka. Değersiz bir şey gerçi, fakat benim şu yeryüzündeki yerimi aşağı yukarı bu kalem sağladı;hayattaki yerimi, ben âdeta ona borçluyum."s.20
Romanı okumadan önce Knut Hamsun'un yaşam öyküsü hakkında bilgi sahibi olmanızı öneririm. Böylelikle kitabı nasıl bir duygu durumuyla yazdığını anlayabilir ve daha fazla etkilenebilirsiniz.

İlginç Bilgiler
  • Knut Hamsun 1920 yılında Nobel Edebiyat Ödülü'nü almış.
  • Kendisi de gerçekten kitaptaki kahramanımız gibi açlık çekmiş.
  • Knut Hamsun bir Nazi taraftarı ve bu yönüyle oldukça eleştirilmiş.
  • 1899 yılında Türkiye'yi ziyaret etmiş ve oldukça beğenmiş.



Açlık | Knut Hamsun Açlık | Knut Hamsun Reviewed by Güven Turan on 20:31 Rating: 5

Hiç yorum yok: